10. Sınıf: Felsefe - 1. Ünite : Felsefeyi Tanıma - Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Felsefi düşünce deney ölçümüne dayanmayan soyut bir düşüncedir. Herkes için değişmez doğruluk değeri taşıyan bilgiler üretme iddiasında da değildir. Buna rağmen felsefeci, kendine veri olarak aldığı soyut, somut her türlü malzemeyi düşünür, analiz eder, açıklığa kavuşturur. Aydınlatarak ortaya koyduğu düşüncelerini birlik ve bütünlük içinde tekrar sentezler.
Her bilim kendi içinde felsefi bir derinlik taşımaktadır ve her bilim insanı kendi alanının filozofu olmalıdır. Her bilim, felsefeden insanın temel bilgisini alırken bütünleyici bakış açısıyla birlikte, yöntemle ilgili temel ilkeleri de alacaktır.
Felsefe İlk Çağ’da insanların doğayı merak edip anlamaya çalışmalarından ötürü daha çok doğa ve nesneler dünyasıyla ilgilenmiştir. Orta Çağ’da dinin egemen olmasıyla dinsel bir karakter izleri görülmüştür. 18. yy’ da toplumsal hayatta özellikle siyasi problemlerin ön planda olması, felsefenin de bu alanda yoğunlaşıp çözüm önerileri getirmesine neden olmuştur.
Felsefe bilime olduğu gibi, teknik ve sanatsal ilerlemeye de yardımcıdır. Bilim beyni, sanat yüreği ve teknik elleri temsil ederken felsefe hepsini besleyen, yaşatan kan damarını temsil eder. Bu alanların da çıkış noktası felsefedir.
Doğa filozofları; insanı ve evreni anlama çabasıyla, güzel ve ikna edici konuşmayı öğreten sofistler; Atina’daki siyaset ortamıyla ve aristokrasinin düşünsel denemeleri olan köle sınıflarıyla birlikte açığa çıkmıştır. Buna rağmen felsefede çoğu sorunun güncel ve her zaman farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesi söz konusudur.
Felsefenin konusunda bulunan bazı sorular dinin de konuları arasında olduğundan, din felsefe için incelenebilirdir. Örneğin; “Evren nasıl oluşmuştur?”, “İnsanın varlık amacı nedir?” gibi soruları felsefe akıl ve mantığıyla cevaplamak isterken, din inancı esas alır ve eleştiriye açık değildir.
Felsefe, benzerlerine artık yalnızca müzelerdeki mermer büstlerde ya da solmuş taş baskısı resimlerde rastladığımız birkaç ağırbaşlı, saygıdeğer sakallı üstadın dile getirdiği gizemli kavramlardan oluşmuş ince, karmaşık, örümcek ağı değildir. Felsefe, soğuk algınlığı kadar “basit” , kalp krizi kadar “dramatik”, tropikal veba kadar da vurucu bir şeydir.
Felsefe insanda, bireysel etkinliğinin işleyişinin farkına varmasını sağlar. Kişiye hem sorumluluk sahibi hem özgür bir nitelik kazandırır. J. P. Sarter’ın sömürgeciliğe karşı çıkması gibi. Böylece kişi, bağlı olduğu sosyal topluluktan farklı davranabilecek duruma yükselir.
Yeryüzünde belli yükseklikten bırakılan taşın kazandığı hız, düşme zamanı ile orantılıdır. Ay yüzeyinde belli yükseklikten bırakılan taşın kazandığı hız da, zamanla orantılıdır.
Felsefe Yunanca aslıyla “bilgelik” anlamına gelen “sophia” ve sevgi anlamına gelen “philio” sözcüklerin birleşmesinden oluşmuştur. Filozof ise, bilgeliği seven kişidir. Burada önemli olan bilgeliğin kendisi değil, ona duyulan sevgi ve yöneliştir.