10. Sınıf: Felsefe - 1. Ünite : Felsefeyi Tanıma - Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Felsefe sorularına verilen her cevap yeniden ele alınabilir ya da felsefi görüşlerin kendisi de sorgulanabilir. Yani felsefe de sorgulamanın kendisi veya sorgulama sonucu da sorgulanmaktadır. Mesela Kant düşüncelerimizi ortaya koyan aklı mahkemeye çıkarır. Aklın neyi ne kadar bilebileceğini sorgular.
Felsefe bireyin yaşamında önemli işlevler gerçekleştirir. İnsan yaşamının ve eylemlerinin dayandığı bazı temel ilkeler vardır. Bu ilkelerin sorgulanmaları ve temellendirilmeleri, insanın bu dünyada var oluşunu anlamdırabilmesi ve geliştirebilmesi açısından büyük önem taşır. Nitekim, Sokrates incelenmemiş, sorguya çekilmemiş bir yaşamın yaşanmaya değer olmadığını, söylemiştir. Böyle bir düşünce türü insanın bir probleme birçok yönden bakabilmesini, sorunlara ön yargısız yaklaşabilmesini sağlar.
İlk Çağ filozofu Sokrates'e göre, felsefe neleri bilmediğini bilmektir. Öğrencisi Platon'a göre felsefe, doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır. Onun öğrencisi Aristoteles'e göre felsefe, evrenin düzeni karşısında insanın yaşadığı şaşkınlıktır.
Campanella, yaşadığı dönemin İtalya'sında iki tip insan olduğunu görmüştür. İnsanların büyük bir çoğunluğu, bitmek bilmeyen yüklerin ağırlığı altında ezilmektedir. Buna karşılık geriye kalan çok az sayıdaki insan ise aylaklık, tembellik, zevk ve eğlence yüzünden çöküp gitmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için neler yapılması gerektiğine ilişkin bir eser yazar. Bu eserde, Hint Okyanusu'ndaki bir adada, gerçekte var olmayan ideal bir devlet tasarlanmıştır.
İlk Çağ'da ilk kez Thales felsefe yoluyla varlıkla ilgili sorulara cevap aramıştır. Daha sonra Sokrates, Platon ve Aristoteles'in görüşleriyle bilgi ile ahlak konuları ele alınmaya başlanmıştır. Orta Çağ'da felsefeye, Hristiyan inancını akla uygun duruma getirme işlevi yüklenmiştir. Yeni Çağ'da Descartes skolastik düşüncenin egemenliğine karşı çıkmıştır. Ona göre doğru bilgiye ulaşmada akla başvurmak gerekir. 18. yüzyıl "aydınlanma düşüncesiyle birlikte aklın yanı sıra deneye ve gözleme de önem verilmiş, dolayısıyla felsefe bilime bir anlamda yol gösterici işlev üstlenmiştir. Ayrıca Fransız Devrimi'ni hazırlayan düşünsel iklimde ve devrim sonrası oluşan siyasal yapıda felsefenin etkili olduğu görülmektedir.
Bilgelik', insanın içinde yaşadığı dünya ve toplumla uyumlu, kendi kendine yeten bilinçli bir varlık olmasını; yaşamın en yüksek amaçlarına ilişkin bir kavrayışa sahip olmasını, eylemlerinin düşünülüp taşınılmış eylemler olmasını öngören ideal bir durumdur. Bilgelik durumu her şeyi aklın ışığı altında sorgulayan ve yorumlayan, bu nedenle de insanı etkileyen iç çatışmalardan ve tutkulardan etkilenmemedir.
Felsefede gerçeğe sahip olmaktan çok daha yüksek bir şey vardır, bu da gerçeği elde etmeye "çaba göstermektir." Çünkü, insan gerçeğe hiçbir zaman tam olarak sahip olmayacak, ancak gerçeğe daha çok yaklaşma çabası içinde, kendi bakış açısıyla onu kavramaya çalışacaktır.
Felsefenin dine yaklaşımı bilim, sanat ve ahlaka olan yaklaşımından farklı değildir. Bu yaklaşım rasyonel, eleştirel, sorgulayıcı bir yaklaşımdır. Felsefe bu tavrı ile dayandığı temel ilkeler açısından dini anlamaya çalışır.
Eski Çin ve Hint gibi uygarlıklarda da felsefi düşüncelere rastlanmış, fakat bu düşüncelerin de mitolojiden ve geleneksel düşüncelerden etkilendikleri görülmüştür. Ancak felsefenin İyonya bölgesinde, Milet kentinde ortaya çıktığı savunulmaktadır. Batı Anadolu'nun zengin liman kentleri kara ve deniz ticaretinin de merkezini oluşturmaktadır. Buralarda mal takası, değiş - tokuş ile birlikte bilgi de öğrenilirdi. Kültür alış - verişi, yüksek refah seviyesi, iklim ve coğrafyanın uygunluğu, özgür ve hoşgörülü düşünme ortamı ve demokratik yapı felsefenin burada gelişmesinin en önemli koşulları olmuştur.
Büyüdükçe dünyaya hayret etme yeteneğimizi yitiriyoruz, işte filozofların bizde yeniden canlandırmaya çalıştığı şey de budur. Çünkü her şeye rağmen içimizde bir ses, yaşamın büyük bir sır olduğunu söyler. Çocuklar için dünyadaki her şey yeni ve ilginçtir. Bir filozof da dünyaya alışmayı bir türlü beceremez. Dünya onun için hâlâ sırlarla dolu, gizemli bir şeydir. Filozoflarla küçük çocukların önemli ortak yanları budur; bir filozof ömrü boyunca duyarlı bir çocuk olarak kalır