10. Sınıf: Felsefe - 1. Ünite : Felsefeyi Tanıma - Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Demokritos, sofrasına gelen incirleri yerken bir bal kokusu almış ve hemen bir araştırmadır başlamış kafasında: “O güne dek incirlerinden almadığı bu koku nereden gelebilir?” diye. Merakını gidermek için kalkmış sofradan, incirlerin toplandığı yeri görmeye gitmek istemiş. Sofradan niçin kalktığını duyan hizmetçi kadın gülmüş: “Boşuna vakit kaybetmeyin, incirleri bir bal çanağına koymuştum toplarken.” demiş. Demokritos’un canı sıkılmış bu arama fırsatını kaçırdığı için.
Felsefe yapmak sadece düşünmek, fikirlere sahip olmak değildir. insanın kendi düşüncelerini incelemeye başlamasıdır. Bu fikirlere dışarıdan bakmak, kafanın içinde temizlik yapmayı istemek gibi.
Aristoteles: “ Felsefe, var olan olarak var olanı ve özü gereği ona ait olanları inceleyen bilimdir.” Farabi: “ Felsefe, var olmaları bakımından varlıkların bilinmesidir.” Hilmi Ziya Ülken: “Felsefe, insanın varlık hakkındaki düşüncesi ve bu düşüncesi üzerine düşünmektir."
Felsefe soruları “Nedir”li sorulardır. Ancak bu “Nedir?” sorusunu, günlük hayattaki “Nedir?” sorusundan ayırmak gerekir. Günlük hayatta kullanılan “Nedir?” sorusu genelde bir nesnenin adını öğrenmeye yöneliktir. “ Bu nedir?” gibi felsefe soruları ise bir ad bildirmek çağrısı değildir. “ Ruh nedir?” diye sorulduğunda adı bilinen bir şey sorulur. Aslında burada bilmek istenilen ruhun adı değil, ruha ilişkin başka şeylerdir.
Eğer hepimiz, her zaman aynı fikirde olsaydık, her şey ne kadar monoton, usandırıcı ve yavan olurdu! Yeryüzü üzerinde oturulmaz hale gelirdi. Yüzlerin ve karakterlerin çeşitliliği kadar, fikirlerin çeşitliliği ve zorunluluğu da kaçınılmaz bir şeydir. Bazı kimselere hoş gelen bir şeyin, başkalarına öyle gelemeyeceğini kabul etmek, içine sindirmek gerekir mutlaka. Var olan bir düşüncenin tersini iddia etmem ise zevk için değil, benim yaradılışım gereği olan bir şeydir. Bu durumu bir türlü açıklayamam ama her neyse böyleyim işte!
Oruç Aruoba’ya göre felsefe, her şeyden önce ve her şeyin başında, bir yaşama biçimini temellendirme çabasıdır. Felsefe, kaynağı ve olanağı yaşanarak gerçekleştirilmeye çalışılan bir yaşam biçimidir. Felsefe, tek bir kişinin, yaşamak yoluyla gerçek kılmaya çalıştığı bir var olma biçimidir ki bütün felsefe metinleri ve onları oluşturan felsefe önermeleri ve felsefe kavramları bundan sonra gelir.
Her şey yolunda gidiyorsa ya da öyle olduğuna inanılıyorsa ortada hiçbir sorun yok demektir. Çoğu insan, günlük pratik sorunlar dışında hayatını soru konusu yapmaz. Hayatın hayhuyu içinde yuvarlanıp gider; aslında hayatı da kaçırır. O insanlar için konuşmanın başlığındaki sorunun yanıtı “Felsefe hayata teğet geçer.” biçiminde olacaktır. Hayatı kaçırmamak için durup hayata bakmak gerek. Bakmak için durmalı; yoksa önünde hızla gelip geçenler, görme eşiği altında kalır, onlar görülemez, ayrımlanamaz; tıpkı göz önünden hızla akıp giden bir film şeridi kareleri arasındaki ayrımın ayrılanamadığı gibi. Sıradan insan bu durup bakmayı beceremez.
Kant felsefeyi “kendisini akla dayanan nedenlerle meşru kılmak veya haklı çıkarmak iddiasında bir zihinsel etkinlik” biçiminde tanımlamıştır.
Bir filozof, varoluşa ilişkin çeşitli yaşantıları ve farkındalıkları, bir anlam örüntüsünü oluşturma biçimlerini, belli bir ölçüde algılayan kişidir. Öyleyse felsefe, kendilerine “Ben kimim?” sorusunu soran ve var olan şeylerin anlamıyla derinden ilgilenen insanların üstlendikleri bir etkinliktir. Felsefe, ne salon ukalalarının özel bilgi alanı ne de akademik uzmanların oynadığı özel bir oyundur. Felsefe dikkati, insanların kendileri ve içinde yaşadıkları evren hakkında düzenli bir görüş elde etmek için harcadıkları amansız çabaya yöneltir. En kapsayıcı anlamında felsefe, yaşam kadar geniş, insan anlığı kadar derindir.