8. Sınıf Türkçe 2. Ünite : Sözcükte Anlam - Ünite Tekrar Testleri Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Resimler, toprağın altındaki cevherler gibidir. Bunları ortaya çıkarmak için ince eleyip sık dokumaksınız. Ortaya çıkanlar önce bir şeye benzemez. Ressam anlamın üstünü kat kat toprakla örtmüştür. Bu yüzden resimleri anlamak için uğraşmak ve geniş bir pencereden bakmak gerekir.
Ömer Öğretmen “bağ” sözcüğünün bazı anlamlarını öğrencilerine anlatmıştır. Daha sonra sınıftaki öğrencilerden bu anlamlar çerçevesinde birer cümle kurmalarını istemiştir. Bu cümlelerdeki “bağ” sözcüğünün anlamlarına göre dağılımı aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.
Olaylara sadece …….. bireyi gerçek dünyadan koparabilecek kadar tehlikelidir çünkü bencillikten akan düşünceler öyle sarhoş edici, öyle güzel ve öyle rüya gibidir ki kişi ……… gerçek dünyayı bir kenara bırakıp unutabilir. Asıl tehlike ise kişinin buna kendisinin de inanması ve bu karanlık yönünün …….. .
20. yüzyılda başrol oyuncusu, Bilgi Çağı’nın beyaz yakalı bilgi işçileridir. 21. yüzyıla geldiğimizde ise oyundaki ana karakterler değişir. Yüksek teknoloji ve yapay zekâ, çalışanlardan hızla rol çalmaya başlar. Bunlara karşı daha yaratıcı, duygudaşlık kurabilen, anlam üreten insanlar sahneye çıkar.
Bu metinde altı çizili sözcük ve sözcük gruplarının sözlük anlamı aşağıda karışık olarak verilmiştir.
I. Kendisini başkasının yerine koyarak onlar gibi hissetmek, düşünmek
II. Düşünsel etkinlikte bulunan, maaş karşılığında çalışan memur, teknik personel
III. Bir işte önemli, etkili olma durumu
IV. Oyun sırasında giyinişiyle seyircinin ilgisini kendi üzerine toplamak, dikkat çekmek
Yazılarıyla her hafta aynı köşede yer alan yazar, soru ve görüşleriyle gündemi belirlemekte. Sokağın nabzını tutan yazılarıyla ülke gündemine yön veriyor. “Ben, halkın kalemiyim.” şiarıyla yıllardır köşesinden halk için, halk adına yazılar yazıyor. Yazdıklarıyla çeşitli topluluklar tarafından onlarca ödüle de layık görülen yazar, ilginçtir ki bu ödüllerin verildiği törenlerin hiçbirine katılmamış. Katılmayı da ısrarla reddediyor ve bunun nedenini “Gidersem beni kendilerinden görürler oysa benim tek bir yerim ve yanım var, o da halk.” diyerek açıklıyor.
Bütün işlerini üstünkörü yaptığı için iş yerinden kovulmuştu.
Hepimizin yaratıcı kaynakları vardır. Ama o kaynaklara ulaşamayacağımızı söyleyen, bizi ilerlemekten alıkoyan bir yanımız da vardır. Bu durumda karşılaştığımız benzer süreçleri yaşarken bu kritik eşiği geçmemiz gerekir. Dolayısıyla öncelikle kendimizi keşfetmek ve ihtiyaçlarımıza çözümler üretmeliyiz.
Yaşadığı toplumun sorunlarına sırt çevirmiş yazarların eserleri rafların arkasında kalmaya mahkumdur.