8. Sınıf Türkçe 6. Ünite : Paragrafta Anlatım - Anlatım Teknikleri Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Pillerin üretimi, nakli ve dağıtımı doğal kaynakları tüketir ve böylece doğal kaynakların hızla tükenmesine sebep olur. Şarj edilebilir piller, tek kullanımlık pillerden daha az yenilenemeyen doğal kaynakları tüketir çünkü aynı miktarda enerji sağlamak için daha az sayıda şarj edilebilir pil gerekir.
Bu metinle ilgili,
I. Nesnel bir dille yazılmıştır.
II. Farklı görüşleri çürütmek amaçlanmıştır.
III. İçten bir anlatım yapılmıştır.
IV. Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır,
Hükümdarın biri acayip bir rüya görür ve bir rüya tabircisi çağırtarak rüyasını anlatır, ondan rüyayı tabir etmesini ister. Tabirci der ki: “Sultanım, bu rüyaya göre siz bütün sevdiklerinizin ölümünü göreceksiniz.” Hükümdar, bütün sevdiklerinin ölümünü görmenin dehşetini şöyle bir düşünür ve bu tabire kızıp adama yetmiş sopa attırır. Fakat dayanamaz, bir süre sonra başka birini getirtir. Rüyasını ona da anlatır. Bu tabirci ise aynı rüyayı şöyle yorumlar: "Müjdeler olsun efendim! Yakınlarınız içinde en uzun siz yaşayacaksınız.” Bu sözler hükümdarı çok sevindirir ve adama yüz altın verir.
Yıllar geçtikçe çocuk oyunlarının bir parçası olan oyuncakların nitelikleri de değişti. Geçmişte çocuklar kendi yaratıcılıklarını ve kabiliyetlerini kullanarak oyuncaklarını kendileri oluşturuyordu. Çocuklar zihinsel ve psiko-motor becerilerini geliştirme adına önemli bir kazanım elde ediyorlardı. Ayrıca bir ürün ortaya koymanın hazzını yaşıyorlardı. Günümüzde ise hazıra konmaya alışmış, ülkelerin ticari hırslarının kurbanı olmuş çocuklar yetişiyor. Sömürücülüğü her anlamda benimsemiş ülkeler, kendi oluşturdukları kahramanlarını bizim gibi gelişmekte olan ülkelere pazarlayarak çocuklarımızın hem zihinlerini hem de geleceklerini sömürüyorlar. Ve tabii çocukların gelecekleri ile koca bir ülkenin geleceğini de... Toplumumuz bu konuda bilinçli olmalıdır.
Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı. Parası yoktu. Dileniyordu. Caminin önündeydi. Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı. Özellikle avlusu, dilenenler için en önemli yer. Bir kenarda duruyordu. Hiçbir hüner göstermediği için ya da acındırıcı bir garipliği olmadığı için ya da kendisini çevreden ayırıp başarısızlığına üzülecek kadar düşünemediği için dilenirken de başarısızdı. Küçük kaplar içinde mısır satmadığı için çocuklarla ve kuşlarla başkaları adına sevap işleyemezdi.
Betimleyici anlatım, varlıkları iç veya dış özellikleri ile tanıtıp göz önünde canlandırmaktır.
Leylek; büyük ve uzun bacaklı, mevsimlik göç eden, çoğunlukla beyaz ancak kanadının ve kuyruğunun bir kısmı siyah bir kuş türüdür. Leylekler ortalama bir metre boylarında ve üç dört kilo ağırlıklarında olmaktadır. Leylekler genellikle güney kuzey doğrultusunda göç eden kuşlardır. Ancak Anadolu ve Avrupa’da istisnai bir durum olmaktadır. Ülkemizde ve Avrupa’da doğu batı yönlü göç yapanlar da bulunmaktadır. Leylekler göç ederken genellikle karaları takip ederek gitmektedir.
Meyve ve sebzeler koparıldıktan sonra da bir süre canlı kalıyor. Uzmanlara göre, meyve ve sebzeleri oluşturan hücrelerin biyolojik saatleri de çalışmaya devam ediyor. Yani gece ile gündüz arasındaki ışık farkını algılayabiliyorlar. Uzmanlara göre meyve ve sebzeler, sağlığımıza yararlı kimyasal maddeleri günün farklı saatlerinde farklı miktarlarda salgılıyor. Ancak toplandıktan sonra sürekli karanlıkta ya da sürekli aydınlıkta kalırlarsa bu kimyasal maddeler daha az miktarda salgılanıyor. Bu durum onların lezzetini de azaltıyor. Araştırmayı yürüten biyokimyacılar, meyve ve sebzelerin toplandıktan sonra da gün ışığı alan bir yerde saklanmalarının sorunu belli ölçüde çözebileceğini düşünüyor.
(I) Yol olabildiğine uzun ve kıvrımlıydı. (II) Yolun sağ tarafında deniz uykuya dalmış bir bebek misali huzurlu ve sakinliğini korurken sol tarafta dağların etekleriyle bütünleşmiş ağaçlar olabildiğine gürültülü hışırdıyordu. (III) Dağların dorukları mı? Onların bu ara başı hep dumanlı ve karla kaplıydı. (IV) Hava soğuktu aslında ama o inadına üşümüyor, inadına yürüyordu. (V) Bir araba durdu yanına. Gideceği yere kadar götürmeyi teklif etti. Çünkü hava gittikçe ağırlaşıyor, buza vuruyordu. (VI) Hayır, dedi. Teşekkür etti. İçindeki soğuk aslında onu fazlasıyla ısıtıyordu. Bu kıvrımlı yolun belki de en hüzünlü yolcusuydu.
Şirin evlerin boy boy sıralandığı bir kasabayı hızla geçiyoruz. Karşıma, bana selam verirmişçesine eğilen kavaklar çıkıyor sonra. Ben de gizlice el sallıyorum onlara. Eylim eylim savrulan başakların arasındayım şimdi de. Doğadaki her şey gibi onlar da mükemmel bir uyum içinde. Sarının dansını yaparlarken geride bırakıyorum başakları.