8. Sınıf Türkçe 6. Ünite : Paragrafta Anlatım - Anlatım Teknikleri Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Kısa süre içinde köpeğinin, evi kirletmemesini sağlamıştı. Bir sezgiyle olacak, bazı hareketlerini görünce onu tuttuğu gibi kapının önüne çıkarıyordu. Fakat kapıcıyla arası bozuldu sonra.
Büyük şehre ilk geldiğimde beni şaşırtan en önemli olay şu oldu: Akrabalardan biri ile lokantaya gitmiştik, masaya iki şişe su geldi. Ben şişelere bakarak alıklaşmış olmalıyım ki akraba ağabey “içsene” diye uyardı. Doğrusu şişe suyunu başka bir şey sanıyordum. Hani cam sürahilerde sunulan sirke, limon suyu veya başka bir şey gibi. Akraba ağabey şişeleri açtı, suyu bardaklara doldurdu, içtik. “Suyu niye böyle şişelerde veriyorlar, sürahiye doldurup masalara koysalar da herkes istediği zaman içse olmaz mı?” diye saf saf sormuştum. Akraba ağabey gülümseyerek şişe suyunun kaliteli olduğunu, şişede ve parayla satıldığını anlattı. Yemek süresince bir türlü aklımın almadığı şişelere bakıp durdum. Su, şişeye girmiş; parayla satılıyor... O yaşıma kadar böyle bir şey görmemiştim. Çeşmelerin gürül gürül aktığı, buz gibi suların kaynağından içildiği yerlerden geliyordum. Çok ağırıma gitmişti bu, bir türlü kabul edemiyordum. Şimdi “su savaşları’nı düşününce, gelecekte suyun petrolden daha kıymetli olacağını öne süren yazıları okuyunca bir dünyadan ötekine geçmiş gibi oluyorum. Gerçekten de ayak bastığımız, nefes aldığımız, yiyip içtiğimiz dünya değişiyor.
Ceketi yoktu, gömleği parça parçaydı. İstemeyerek iki serserinin kavgasına karıştığı, onlara aracılık ettiği bir sırada yırtılmış olan gömleğinin parçalarını üst üste getirdi aynaya bakarak; pantolonunu tutan ipi çözdü, daha sıkı bir düğüm attı. Sonra aynayı götürdüler; yırtık pantolonunu ve çorapsız ayaklarına geçirmiş olduğu lastikleri seyredemedi. Yavaş yavaş yürüdü; dar ve kalabalık sokaklardan, dar ve kalabalık sokaklara geçti. Yürüyen insanların gürültüsüne sokak satıcılarının sesleri katıldı.
Yazar olmak ona çok yakışıyordu. Elinden düşürmediği kalemi ile her an ilham gelecek de bir şeyler karalayacak zannederdik. Onun eserlerini okumak, bize büyük mutluluk veriyordu. Yapıtlarını kendi toprağının suyuyla beslediği için onu okudukça köyümüz, mahallemiz, sokağımız gelirdi aklımıza.
Son zamanlarda kitap özetlerini bir araya getirerek kitaplar çıkarılmaya başlandı. Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler, sınav sorusu olarak çıkacak kitapları okumak yerine özetlerin yer aldığı bu kitaplara bayağı ilgi gösteriyor. Maalesef artık bir kitabı okumaya başlamadan önce kitabın kalınlığına bakılıyor. Eğer kalın bir kitap ise “ Bunu kim okuyacak şimdi, özeti yok mu bu kitabın?” deniyor. Kitap okumaktan korkmamak gerekir. Ön yargılarınızı yıkıp elinize kitap almalı ve o kitabı sabırla, ilgiyle okumalısınız.
Doğru ve başarılı bir iletişim; sözcüklerin yerinde, dilin estetik yapısına uygun, düşünce ve duygularımızı tam ifade edecek biçimde kullanılmasıyla gerçekleşir. Sözcüklerin bu özelliğini Tansel’in saptamasıyla şöyle açıklamak mümkün: “İyi bir yazı, iyi düzenlenmiş paragraflardan; paragraflar iyi cümlelerden; iyi cümleler ise doğru ve yerinde kullanılmış sözcüklerden oluşur.” Buna göre bir konuda konuşabilmek ve yazabilmek için sözcük hâzinesinin zengin olması gerekir.