8. Sınıf - T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük - 7. Ünite : Atatürk' ün Ölümü ve Sonrası -Atatürk' ün Vefatı ve Yankıları - Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Atatürk’ün ölümüyle ilgili şair ve yazarlarımız üzüntülerini; Halit Fahri Ozansoy “Nasıl ki Atatürk’ü anlatırken kelimeler aciz kalırsa bugünkü kederimizi de anlatacak kelime bulamıyoruz. Bizler bu kederi taşıyamıyoruz.” Orhan Seyfi Orhon ise “Atatürk öldü! Bu ölümle yalnız büyük bir millet, şanlı bir millet oğlunu kaybetmedi; tarih en yiğit kahramanını, insaniyet de yüce dehasını kaybetti.” Bir başka gazetede Türk milletinin ıstırabı “Ağlıyoruz! Kadın, erkek, genç, ihtiyar, aynı acıyı hisseden tek bir fert gibi hep beraber ağlıyoruz.” satırlarıyla dile getiriyordu.
Bu bilgilere göre;
I. Türk halkı liderini kaybetmenin büyük acısını yaşamaktadır.
II. Atatürk Türk halkının bağrından çıkmış büyük kahramandır.
III. Atatürk, ölümüyle de Türk milletini bir araya getirmiştir.
Atatürk, ilk önemli sağlık sorununu Milli Mücadele’nin kazanılmasından yaklaşık 6 ay sonra yaşamıştır. Öğle yemeği sırasında rahatsızlanmış, tedavisi için İstanbul’dan Ankara’ya çağrılan kalp doktoru Neşet Ömer rahatsızlığın “çok çalışmaktan ve yorgunluktan” kaynaklandığını söylemiştir. Doktorunun “istirahat etmesi” yönündeki tavsiyesine ve birkaç kez daha rahatsızlanmasına rağmen Atatürk inkılâp çalışmalarına ara vermeden devam etmiştir. 1937 yılında ilerlemeye başlayan Atatürk’ün sağlık sorunları, 1938 yılı başından itibaren kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Ocak 1938’de Atatürk, Yalova’da iken yeniden rahatsızlanmış ve kendisini muayene eden Prof. Dr. Nihat Yaşar Belger tarafından Atatürk’e “siroz başlangıcı” teşhisi konmuştur. Atatürk’ün hastalığına dair kayda değer ilk tespittir. Uzun süre kamuoyundan gizlenmeye çalışılan Atatürk’ün hastalığı, Fransa’dan Doktor Fiessinger’in (Fisingır) getirilmesiyle gizlenemez hâle gelmiş ve 30 Mart 1938 tarihinde Anadolu Ajansında Atatürk’ün hastalığına dair ilk resmî bildiri yayınlanmıştır. Yapılan müdahaleler sonuç vermemiş ve Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü sabahı, saat 09.05’te, Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir.
Atatürk’ün ölümü üzerine Batılı bir gazeteci Atatürk ile ilgili şu anısını anlatır: “Kemal Atatürk’ün karakterinin bir cephesini göstermek itibarıyla bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birden bire durdu: ‘Görüyorsunuz ya, birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum.’ dedi. Cesaret ve zekâsından başka, yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef’in, yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?”