8. Sınıf Türkçe 3. Ünite : Cümlede Anlam - Cümlede Anlam İlişkileri Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için. Kendi deneyimlerimden söylemeliyim ki dünyayı sevdiğimden yaşıyorum. Yaşamak istediğimden dünyayı seviyorum.
|. Yazar, kitabının tanıtımını yapmak maksadıyla şehir şehir geziyor.
II. Çok iyi niyetli birisi, herkese yardım etmeye çalışır ama kendine hiç faydası olmaz.
III. Aşırı derecede yağan yağmur, ekinlerimize her gün biraz daha zarar veriyor.
IV. İstanbul’a gidersen Topkapı Sarayı’nı mutlaka ziyaret et.
Huysuz mu huysuz, yaramaz mı yaramaz bir oğlum var. (I) Her gün komşular şikâyete gelir oğlumun yaramazlıklarını yüzüme vurmak için. (II) Kapı çaldığı zaman açmaya korkar oldum biri daha şikâyete gelecek diye. Bu çocuğa nasıl söz geçirsem bilemiyorum. (III) Yüzme, boks, karate ve hatta bale kursuna bile gönderdim. İçindeki enerjisini başka alanlarda atsın diye. Sonuç nafile. Neyse ki yüzümü güldüren bir özelliği var: Çok zeki. Öğretmenleri onun özel bir çocuk olduğunu söylüyor. Yaşıtları ile aynı sınıfa gitmiyor mesela. (IV) Yaşıtları üçüncü sınıfa gidiyorken o beşinci sınıfa gidiyor.
Sahil ve teknenin çok ötesinde, bir martı, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu. Yüz fite yükseldiğinde perdeli ayaklarını indiriyor, gagasını kaldırıyor ve ona acı veren bir kavisi oluşturabilmek için kanatlarını iyice geriyordu. Bu kavisi oluşturabilirse daha yavaş uçabilecekti. Rüzgâr hafifçe yüzünü yalıyordu. Hemen altındaki uçsuz bucaksız deniz neredeyse hareketsizdi ve o sanki havada asılı kalmış gibi yavaşlamıştı. Bütün dikkatini toplayarak gözlerini kıstı, nefesini tuttu ve zorladı. Derken bütün tüyleri birbirine karıştı, hızı kesildi ve düştü.
Bu metinde,
I. Sebep-sonuç
II. Koşul-sonuç
III. Amaç-sonuç
Bir olayın veya durumun gerçekleşmesinin, başka bir olaya veya duruma bağlı olduğunu belirten cümlelere koşul-sonuç cümleleri denir. Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-se” şart ekiyle sağlanır, “ise”, “-ince”, “-dikçe”, “mi”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanabilir.
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.
Bir sonucun, gerçekleşmesinin ya da gerçekleşmemesinin nedenini bildiren cümlelere “neden-sonuç cümlesi” denilir. “Parası olmadığı için konser bileti alamadı.” cümlesinde “bilet alamaması” sonuç; “parasının olmaması” ise bu sonucun sebebidir.
Bu açıklamaya göre,
I. Toplantıda etkili bir sunum yapmak için günlerce uğraştı.
II. Evden çıkarken şemsiyesini aldığı için yağmurda ıslanmadı.
III. Çocuk yola aniden çıkınca bütün araçlar durmak zorunda kaldı.
IV. Makineler, insanların hayatını kolaylaştırmak için icat edildi.
Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel’i bağrına basar
Benim sadık yârim kara topraktır
Graham Bell, aslında sağırların sessizliğini ortadan kaldırmak için telefonu icat etmişti. Graham Bell’in annesi doğuştan işitme engelliydi. Dedesi ve babası yıllarını işitme engellilere adadı. Özellikle babası, işitme engellilere konuşmayı öğretmenin yollarını bulmak gayesiyle durmadan çalıştı, iki kardeşi veremden ölünce babası, kalan tek oğlunun sağlığı korumak için Kanada’ya göçtü. Graham Bell, babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak üzere Amerika Birleşik Devletlerine gitti.