10. Sınıf: Türk Dili ve Edebiyat - 2. Ünite: Hikaye - Milli Edebiyat Dönemi Hikayesi Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Yazarın ilk eseri olan Haristan ve Gülistan, masalsı bir hikâye tadındadır. Söz konusu eserde Haristan, içinde hiç kadın bulunmayan ve kadın tanımayan bir adayı simgeler. Gülistan ise sadece kadınlardan oluşan bir adadır. Saadet bu iki adanın birleşmesiyle mümkündür. Sanatçının öykü türündeki diğer önemli eseri ise Çağlayanlar’dır.
Refik Halit Karay dendiğinde akla gelen ilk yapıt olan ............., aynı zamanda Türk edebiyatının da en önde gelen öykü kitaplarından biri sayılmaktadır. Yayımlandığı yıldan beri tazeliğini koruyarak günümüze kadar gelen bu yapıtta toplam 18 öykü yer alır. Öykülerin büyük çoğunluğu sürgünde bulunduğu yıllarda yazılmıştır. Dolayısıyla ilk dikkati çeken şey, kasaba insanının tasviridir. Zira o döneme kadarki hiçbir yapıtta köy ve kasaba insanı bu derece derinlemesine ele alınmamıştır.
Pencere önünde duran ve dört gün evvel ev sahibesinin hediye ettiği küçük saksıdaki sümbüle doğru eğildi. Onu kokladı... İrkildi... Çekildi. Düşündü... Ağlayarak tekrar saksının üstüne kapandı... Kaldı. Sağ avucuyla çiçeği yüzüne, gözüne çekti, sürdü. Yine kokladı, kokladı, kokladı. Bilincinde bir baygınlık, gönlünde bir aşk, bir secdede kendinden geçme hissi vardı...
Türk toplumunun, içerisine düştüğü girdaptan kurtarılması için girişilen mücadele yıllarında, kurtuluş ideolojilerinden olan Türkçülük akımının edebiyattaki yansıması olan Millî Edebiyat Dönemi’nin en ünlü hikâye yazarıdır.
Pencere önünde duran ve dört gün evvel ev sahibesinin hediye ettiği küçük saksıdaki sümbüle doğru eğildi. Onu kokladı... İrkildi... Çekildi. Düşündü... Ağlayarak tekrar saksının üstüne kapandı... Kaldı. Sağ avucuyla çiçeği yüzüne, gözüne çekti, sürdü. Yine kokladı, kokladı, kokladı. Bilincinde bir baygınlık, gönlünde bir aşk, bir secdede kendinden geçme hissi vardı...
“ Ben Anadolu’yu bir köylü olarak gördüm ve anlattım.” diyen yazarın “Memleket Hikâyeleri” , çığır açmak bakımından bugünkü hikâyeciliğimizin temelini teşkil eder. Bu hikâyeler kötü ve acı yanları olduğu kadar, iyi ve neşeli yanları da gören bir Maupassant realizmi içinde yazılmıştır. Anadolu’nun sefaleti, geriliği kadar, asilliği ve yüceliği de anlatılmıştır. Yazar, viraneler ve bozkırlar arasında, mamureler, gülistanlar da olduğunu göstererek Anadolu’yu her yanıyla anlatmıştır.
Türk edebiyatının ilk kadın hikâyecisi olan ..............., ilk hikâye kitabını 1910 yılında Harap Mabetler ile vermiştir. Kadın duyarlılığının ilk temsilcisi olarak bilinmesine rağmen yazar “hemen her eserinde bir kadın değil, erkekleşmiş bir kadın gibi davranmaya çalışmıştır. Harap Mabetler’den sonra Dağa Çıkarı Kurt ve Kubbede Kalan Hoş Seda yazarın diğer hikâye kitaplarıdır.