12. Sınıf: Türk Dili Edebiyat - 3. Ünite: Şiir - Milli Edebiyat Şiiri Test Soruları - Test Çöz - 2023 Yeni MEB Eğitim Müfredatına Uygun Yeni Nesil Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur
Sinem, özüm ateş ile doldur
insan olan vatanın kutudur
Türk evladı evde durmaz giderim...
Hece vezninin, aruzun yerini çok sağlam bir şekilde almasında önemli katkıları olan --- de memleketçi duyuşlar ile kişisel duygular arasında gidip geldiler. Bununla birlikte Cumhuriyet’in özellikle ilk on yılında çok etkin olacak "memleket şiiri"nin de öncüsü olabildiler. Dolayısıyla, Cumhuriyet öncesindeki on yıl içerisinde şairlerimizin ortak paydaları yalın bir dille yazmak, hece veznini kullanmak, ülkenin ve ulusun sorunlarını işlemek oldu. Bunlar da bu dönem Türk şiirinin egemen biçim ve içerik özellikleri hâline geldi.
Eşin var, âşiyânın var, bahârın var ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnerse, çiğnenmez senin yurdun.
---
Yıkılmış hânümanlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüzbinlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhmda nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
Süngü beni ayırsa da vahdetimi unutmam
Dilde, dinde müşterekiz, hep gelmişiz bir belden
Devletimin kaygusuyla milletimi unutmam
Anadolu bir iç deniz, ayrılamaz dış elden.
Türk milliyetçiliğini sosyolojik esaslar dâhilinde bilimsel olarak sistemleştirmeye çalışan bir kuramcı olan Ziya Gökalp’in --- kitaplarında toplanan şiirlerinin çoğu Turancılık anlayışına uygun metinlerdir.
Bu parçada boş bırakılan yere,
I. Kızıl Elma
Il. Türkçülüğün Esasları
III. Yeni Hayat
IV. Altın Işık
V. Türk Töresi
Genç Kalemler dergisi, Türkçenin sadeleştirilmesi davasını ortaya attı. Bu dergide çıkan Yeni Lisan başlıklı makalelerde millî bir Türk edebiyatının olabilmesi için bazı değişiklik ve yenilikler önerdiler. Bunlar kısaca,
I. Konuşma dilinde İstanbul Türkçesi örnek alınarak konuşma diliyle yazı dilimizi birleştirilmelidir.
II. Arapça ve Farsçaya ait dil bilgisi kurallarına yer verilmeyecektir.
III. Türkçeye geçmiş olan Arapça ve Farsça kelimeler, aslına göre söylenecek ve yazılacaktır.
IV. Arapça kökenli bilimsel terimler atılmayacak, halkça benimsenmiş kelimeler kullanılmaya devam edecektir.
V. Öteki Türk lehçelerinden kelime alınmayacaktır. Eş anlamlı sözcüklerin yabancı olanları da kullanılmaya devam edecektir.
1869 yılında İstanbul’da doğup 1944 yılında yine orada ölen, Türk edebiyatı tarihinde adı “millî şair", "Türk şairi” unvanlarıyla birlikte anılan, hece ölçüsü ve sade Türkçeyle şiirler yazan bir şairimizdir. Sanatçı, kalemini ulusuna ve toplumuna adamış, kendi deyişiyle “elindeki üç telli saz ile dertlilerin gözyaşını silmeye" çalışmıştır. Kendini zaman zaman bir şair olarak nitelemekten kaçınacak kadar alçak gönüllü olan sanatçının şiir serüveni, Türkçe Şiirler kitabında bir araya getirdiği dokuz şiirle başlar. Asır gazetesinde yayımlandıktan sonra bu kitaba giren Cenge Giderken adlı şiirinde “Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur" diyerek kimliğini Türk olarak açıkça ve gururla söyleyen ilk kişidir. O zamana kadar Türk sözü bir kimlik öğesi olarak kullanılmıyor, Türkler kendini tanımlarken Osmanlıyım, Müslüman’ım diyorlardı. Bu nedenle ona Türk Şairi unvanı verilmiştir.