10. Sınıf: Türk Dili ve Edebiyat - 2. Ünite: Hikaye - Tanzimat Dönemi Hikayesi Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Edebiyat tarihçileri onun Tanzimat edebiyatını Servetifünun edebiyatına bağlayan bir köprü olduğu konusunda hemfikirdirler. Aynı tarihçilere göre Namık Kemal’den etkilenmiş; Halit Ziya’yı etkilemiştir. Onun unutulmuş “Pandomima” öyküsüyle Halit Ziya’nın “Ferhunde Kalfa” öyküsü arasında yakınlık kurulur.
Modern öykü kuramı ve günümüz öyküsü adlı kitapları hazırlarken, öykü dünyamızın neredeyse tümünü taramış, okumuştum. Bu toplu okuma sürecinde bir yandan öykücülerin iyi kitaplarını geçmiş, bir yandan da bu çalışmalarda yer almakla birlikte bazı kitapların çok iyi olduğunu tespit etmiştim. Böyle bir seçki hazırlama fikri bu okumalarım sırasında oluştu. Hem türünde hem de yazarın toplum ürünleri içinde en önde duran; yazarların en iyi öykü kitabı olarak gördüğüm kitaplar ile öykü tarihinde önemi olduğunu düşündüğüm 100 kitaplık bir seçki hazırlanabilirdi. Amacım hem öykü tarihimizde iz bırakmış önemli kitaplar hem de beğendiğim kitapları bir araya getirerek yararlı bir kaynak ve öznel beğeni kalıplarını açmış bir kılavuz kitap oluşturmaktı.
Şimdi bizim Suphi Efendi’yi tanıdınız ya! Bir centilmendir. Hem de centilmenlerin Osmanlı olan kısmındandır. Zira alafranga olan kısmı Osmanlılık döneminde eğlenmedikleri halde Suphi bilakis Osmanlılık âlemlerinde eğlenir. Kezalik alafranga olan takımı en büyük meşguliyet olmak üzere kumara dadandıkları halde Suphi kumardan hoşlanmaz. Eğer ki “alemde her saadet para ile ele geçer.” sözünü kendisine bir tıraz ittihaz etmişse de para için halasına avuç açar da yine kumar masası üzerine para ümidi ile bir iskambil kağıdı açmayı açgözlülük diye şayan-ı nefret bulur.
Ahmet Mithat Efendi, Emin Nihat Bey ve Nabizâde Nazım’ın hikâyelerinde orta sınıf insanların hayatı vardır. Samipaşazade Sezai’nin hikâyelerinde ise ilk defa sıradan küçük insanların dünyasına gireriz.
Sami Paşazade Küçük Şeyler adlı eserinin girişinde; “Dünyada en küçük bir şey yoktur ki güzel yazılmak şartıyla önemli bir konu sayılmasın.” derken modern öykünün en temel özelliğini tespit ediyor. “Güneş sisteminin hallerini betimlemekle mikroskopik bir böceğin yüreğini aşıp otopsi yaparak incelemek, edebiyat bakımından eşittir.” der ve de kitabını şöyle yorumlar “Küçük Şeyler”de anlatım sanırım ki konusuna göre şeffaf, duyarlı, kararsız hatta kimi bakımdan ağlamaklıdır.”