10. Sınıf: Türk Dili ve Edebiyat - 2. Ünite: Hikaye - Tanzimat Dönemi Hikayesi Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Sanatçı, hikâyeleriyle Osmanlı toplumunu eğitme ve bilinçlendirme amacında olmuş, adeta bir öğretmen edasıyla hikâyelerinde halkın seviyesinde bir dil ve olay örgüsü kullanmıştır.
Çok kimse hikâyeye kısa bir roman diye bakar. Onlara göre hikâyeci de bir romancıdır. Ama ilhamı öyle uzun uzun anlatmaya yetmez. Bazı hikâyeciler için böyle demek gerçekten doğru olur. Ancak kısa bir roman hiçbir zaman gerçekten bir hikâye sayılmaz. Hikâye ile roman arasındaki ayrılık o kadar büyüktür ki kendini bilen bir yazar, hikâyecilikte mi romancılıkta mı karar kılacağını kestirmeden bu iki sanat üzerine bir hayli düşünmelidir. Nitekim:
- Romancının amacı gerçek hayatı olduğu gibi göstermektir. Bunun için en küçük ayrıntıyı anlatmaktan çekinmez oysaki hikâyeci hayatı olduğu gibi göstermek kaygısında değildir hayattan belli kesitler sunar. Tüm bunlara rağmen hikâye ile romanın yapısal bazı ortak noktalarının olduğunu da unutmamamız gerekir.
(I) Kısa hikâye, Türk edebiyatında bir edebî tür olarak XIX. yüzyılın ikinci yarısında görülmeye başlar. (II) ilk örnekler Tanzimat Dönemi yazarlarına aittir. (III) Samipaşazade Sezai’nin Küçük Şeyler adlı kitabında kısa hikâyeler yer almaktadır. (IV) Nabizâde Nâzım’ın Seyyie-i Tesamüh adlı kitabında natüralist etkilerin hakim olduğu hikâyeler vardır. (V) Bu dönemde Şemsettin Sami, romantik karakterde iki hikâye yazar: Muhsin Bey -yahut- Şairliğin Hazin Bir Neticesi ve Şemsa.