9. Ünite: Türk Dili ve Edebiyat - 1. Ünite : Giriş - Yazma Süreci - Test Soruları
TestSorular'da sadece oturum açmış öğrenciler çözdükleri testlerden puan kazanabilir.
Yok benim amacım puan toplamak değil sadece kendimi geliştirmek istiyorum diyorsan, sorular seni bekliyor.
Oktay Akbal, yapıtlarında kendi anılarından, hayallerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak büyük şehirlerde yaşayan insanların hayalini perdelemeden dosdoğru bir üslupla dile getirdi.
Down Sendromu insanda genetik düzensizlik sonucu, fazladan bir 21. kromozomun bulunması durumu. Yani toplumdaki yaygın kanaatin aksine bir hastalık değil, farklılık. Türkiye’de her yıl yaklaşık 800 down sendromlu çocuk dünyaya geliyor. Ulusal Down Sendromu Derneği, bu sıra dışı insanların karşılaştıkları en büyük engelin zihinsel olarak akranlarından daha yavaş gelişmeleri değil, onların sadece neleri yapamayacağına odaklanmış yanlış bakış açısı olduğunu belirtiyor.
Her devrin kendine göre bir şiir anlayışı olabilir ama gelenekten beslenmeden kendi devrinin şiirini yazmaya çalışmak körlerin fili tarifine benzer.
Fransa’da çıkan Magazine Litteraire dergisi, ilk romanını yayımlamış genç yazarlara, “— ?” sorusunu yöneltmiş. Kişiyi yazmaya iten etkenler saptanmak istenmiş bu soruyla. Örneğin bir yazar, Jacques Duchateau, “ İnsan kendinden bahsetmek, dünyadan söz açmak istiyor.” diyor. Bir başkası, Pierre Hulin ise “ Ben varlığımı duyurmak için yazıyorum.” demektedir. Françoise Emmanuel Sauron, “Yazmak, duygularımı ve yaşadığımı göstermektedir.” diye yanıtlıyor soruyu. Aynı soruyu, Eric VVestphal şöyle karşılıyor: “Yazıyorum çünkü bu, kendimi anlatmanın en doğal biçimi. Flepimiz şu ya da bu yoldan kendimizi anlatmak gereğini duyarız... Bir şeyden bir sıkıntıdan, bir sorundan kendimi kurtarmak için yazıyorum. Yazıyorum çünkü bir şey söylemem gerek, bunu başkalarıyla paylaşmam gerek.”
(I) Mustafa Başarır, yıllarca Cemal Toy Atölyesi’nde resim çalışmaları yapmıştır. (II) Daha önce 4 kişisel sergi açan sanatçının resimleri de ilgilisine çok şey anlatır. (III) Sanatçı, tuvaline dokundukça kâh martı olur kâh deniz... (IV) 7 kişisel sergi açan ve 1 karma sergiye katılan Bayram Muz ise suyu boyaya, boyayı İstanbul’a katıp şehri renk renk eskizlere işleyen usta bir sanatçı. (V) Bir vapurun dumanı, Kızkulesi’nin denizle dansı, Boğaz’ın maviliği, usta sanatçının resimlerini süsler.
Burdurlu; her şeyden önce uslu, terbiyeli, okumayı çok seven, adaletli, ileri görüşlü, sakin, çok okuyan ve çok yazan bir yapıya sahiptir. Öğretmenliği sevdiren babası olmuştur. Eline ne zaman kalem alsa hemen yazmaya koyulur. O; sevecen, saygılı, cumhuriyetçi, iyi bir öğretici ve geleneklerine çok bağlı biriydi. Yazılarında ve eserlerinde öz Türkçeyi çok iyi kullanırdı. Yazınsal tüm eserleri takip ederdi.
Pazartesi günü Yaşar Kemal’i uğurlarken, zihnimde onu hep Flemingvvay’le, John Steinbeck’le, Marquez’le gezdirip durduğumu fark ettim. Flepsi de büyük romancı ve aynı zamanda gazeteciydiler. Steinbeck, 1965 yılında New York Flerald Tribüne’ün Vietnam’daki savaş muhabiriydi. El Espectador gazetesi yazarı Marquez, haftada üç öykü, iki ya da üç başmakale ve film eleştirisi yazmak zorundaydı. “Linotyp daktiloların gürültüsünü severdim.” diyor, “Yağmurun sesi gibi gelirdi bana.” Marquez, Hemingvvay’in öğüdünü iyi ki tutmamış. “ Her zaman asıl işimin gazetecilik olduğuna inanmışımdır.” diyor o ünlü Paris Revievv söyleşisinde. Ünlü bir romancı olduktan sonra bile gazeteciliği yüceltmekten geri durmaz: “ Her şey bir yana, hep muhteşem bir gazetecilik çalışması yapmak istemişimdir.”
Şair sürekli arayış içinde olmalıdır. Zira arayış, hem içerikte hem anlatımda alışılmış ve basmakalıp olandan uzaklaşmak durumunu ifade eder. Böylece şair, bulunduğu noktadan biraz daha ileriye giderek sınırları zorlar ve hep farklı kalmanın sırrını keşfeder